Ben yapabilirsem siz de yapabilirsiniz..

Som zamanlarda izlediğim en eğlenceli ve gaza getirici TED konuşması..

Reklamlar

A-rhythm-etic (Aritmetik ve Müziğe Farklı Bir Yaklaşım)

Oturduğun yerden dans etmeye hazır mısın? Davulcu Claytıon Cameron farklı müzik tarzlarını analiz ediyor. -R&B den Latin’e Pop’a kadar- onların vuruşları gereği. Bu konuşmada hip-hop ve jazz’ın matematikten kayıtsız olmadığı kanıtlanmakta —onlar tek kelimeyle buna inanıyor.

Sakıp Sabancı’nın İş Hayatı ile ilgili Öğütleri

Sakıp Sabancı’nın iş hayatında başarı için 15 öğüdü vardır:
1- Hedefinizi belirleyin.

2- Ayran gönüllü olmayın.

3- Zigzag yapmayın

4- Güçlük ile başarısızlığı birbirinden ayırın.

5- Cepheyi daraltın, dar cepheden hücuma geçin.

6- Geçmişe bağlanmayın, ancak ders alın.

7- Ustanın yanında çırak olun, işi öğrenin.

8- Tek adam olma devrini kapatın.

9- Şov yapmayın.

10- Başarıya ulaşanları inceleyin.

11- Kendi çalışacağınız takımı kurun.

12- Çekirdek kadroyu kaçırmayın.

13- Başarıyı para ile mükafatlandırın.

14- Adam yetiştirin ve takımınızı koruyun.

15- Masada oturan yönetici olmayın.

Orada Bir Okul Var, Uzakta

Dün EğitimPedia sitesinde “Orada Bir Okul Var, Uzakta” başlıklı haberi heyecan ve zevkle okudum. Şöyle başlıyordu;

Bir okul düşünün… Çocuklar matematik dersini oyun oynayarak öğreniyor… Yine bir okul düşünün… Okulun öğretmeni de, hademesi de, okul müdürü de aynı kişi… Hepsini bir potada eriten idealist bir öğretmenin hikâyesine ortak olacaksınız şimdi. Tokat’ın Zile ilçesine bağlı Söğütözü İlkokulu öğretmeni İbrahim Yıldırım’ın hikâyesine ve onun yıldız projesine…

Bu idealist öğretmenimizi gerçekten tebrik etmek gerekiyor. Yoktan nasıl var edilir harika bir örnek. Ancak yazının sonuna geldiğinde nedense biraz bozuldum. bu güzel haberi kim yapmış; El Cezire.. (Bknz ilgili haber)

Yalnış anlaşılmasın bu haberi yapmalarına bozulmadım, onları da çok tebrik etmek lazım. Çünkü gerçek haberciliğin bu olduğuna inanıyorum. Sadece bizim o kadar TV, Gazete vs basın yayın organımız var hiçbirinizin aklına gelmez mi bu şekilde güzel haberler yapmak. Hep mi aklınıza tecavüz, gasp, soygun, ensest ilişkiler, cinayet, şiddet yada medya maymunu olan kişilere ait haberler vb gibi niteliksiz, bence hiçbir haber değeri olmayan haberler süsler medyamızı..

Neden bu güzel insan ile ilgili haber yapmazsınız da saçma sapan şeyleri taşırsınız sayfalarınıza.. Ders almak lazım gerçekten.. Toplumun bu tip haberlere ihtiyacı var, Nurgül’den Akıl Alan Dekolte,  İşte İsrailli Kadın Askerler veya Ronaldo Tatilde Yakalandı haberlerine değil.. Burada Milliyet web sitesini örnek verdim ancak herhangi bir haber sitesini açarsanız bundan farklı bir manzara ile karşılaşmıyorsunuz maalesef.

Selametle..

Bir Öykü (İnsanları Kusurlarıyla Sevmek)

Vietnam’da savaştan sonra nihayet evine dönmekte olan bir asker hakkında bir hikaye anlatılır. “San Francisco’dan ailesini aradı; Anne baba, eve dönüyorum ama sizden birşey rica ediyorum. Yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum. Memnuniyetle, onunla tanışmak isteriz diye cevapladırlar. Oğulları; “Bilmeniz gereken birşey var” diye devam etti. “Arkadaşım savaşta ağır yaralandı, bir mayına bastı ve bir kolunu ve bir bacağını kaybetti. Gidecek hiçbir yeri yok, onun da gelip bizimle kalmasını istiyorum. bunu duyduğuma üzüldüm oğlum belki onun başka bir yer bulmasına yardımcı olabilir. “Hayır, anne baba onun bizimle yaşamasını istiyorum”. “Oğlum” dedi babası. “bizden ne istediğini bilmiyorsun. Onun gibi özürlü biri bize korkunç bir yük olur. Bizim kendi hayatımız var ve bunun gibi bir şeyin hayatımıza engel olmasına izin veremeyiz. Bence bu arkadaşını unutup eve dönmelisin. O kendi başının çaresine bakacaktır.” Oğlu o anda telefonu kapattı. Ailesi ondan bir süre haber alamadı. Ama birkaç gün sonra San Francisco polisinden bir telefon geldi. Oğullarının yüksek bir binadan düşüp öldüğünü öğrendiler. Polis bunun intihar olduğuna inanıyordu. Üzüntü dolu anne baba hemen San Francisco’ya uçtular ve oğullarının cesedini tespit etmek için şehir morguna götürüldüler. Onu tanıdılar ve bilmedikleri birşey daha öğrenince dehşete düştüler. Oğullarını sadece bir kolu ve bir bacağı vardı. Bu hikayedeki aile de bir çoğumuz gibi, öyle değil mi?

Supreme Court Reviews Rights Of Guantanamo Detainees

Güzel olan yada birlikte olmaktan zevk aldığımız insanları sevmek bizim için çok kolay; ama bize rahatsızlık veren yada yanlarında kendimizi rahatsız hissettiğimiz insanları sevmiyoruz. Bizim kadar sağlıklı güzel yada akıllı olmayan insanların yanından uzak durmayı tercih ediyoruz.

“Çocuklarımızı günümüzün şartlarına göre değil. Gelecekteki sorunları çözebilecek güçte yetiştirmelisiniz.” Hz Ali

Öğrenim Tipleri

Çocuklar ve yetişkinler.. Hepimizin öğrenim tipleri farklı.. Geçen hafta öğretmenimiz ile yaptığımız toplantı sonrasında bize vermiş olduğu testler bunu anlatmak ve gerek bizleri gerek çocuklarımızın öğrenim tiplerini tespit etmeye yönelikti. Bize verilen not şöyle başlıyordu; “Geleceğin caili, okumayan kişi olmayacaktır. Nasıl öğreneceğini bilmeyen kişi olacaktır.”

Peki kendinizin ve çocuklarınızın “Öğrenme Stilini” biliyor musunuz?

5155f5563c55c

Çocuklarımız okula başladığı zaman, yaşamının çok büyük bir bölümünü aile ile değil, öğretmenleriyle geçirecektir. Bu öğrencilerin yaşamları mahvolacağı gibi, mutlu bir yaşam sürmelerine de yardımcı olabiliriz. Çocuğunuzun kan grubunu biliyor musunuz? Bilmiyorsanız bile, öğrenmeniz gerektiğini biliyor ve hemen öğreniyoruz.

Kan grubu kadar önemli olan, “Öğrenme Stilini” bilmeniz, çocuğunuzun yaşamlarını oldukça kolaylaştıracaktır. Çünkü, öğrenme stilini bilmek, çocuğunuzun size anlamsız gelen pek çok davranışına anlam katacaktır.

Öğrenme stilimiz, kan grubu gibi doğuştan varolan ve hepimizin yaşamına çok derin etkileri olan özelliğimizdir. Öğrenme stilimiz, yaşam boyu değişmez ama, yaşamınızı değiştirir.

Öğrenme stilleri her bir öğrencinin, yeni ve zor bilgiyi öğrenmeye hazırlanırken, öğrenirken ve hatırlarken farklı ve kendilerine özgü yollar kullanmasıdır. Öğrenme stillerimmiz, doğuştan var olan karakteristik bir özelliğimizdir.

Öğrenme stillerini;

  • Görsel
  • İşitsel
  • Kinestetik / Dokunsal diyebileceğimiz üç ana özellikte toplayabiliriz.

İşitsel olmayan öğrencilerin, 40 dakikalık derste anlatılanların dörtte üçünü hatırlamadıklarını, kinestetik öğrenciler öğrenirken, ellerini ve vücutlarını kullanmaları gerektiğini biliyor musunuz?

Görseller;

images (2)

  1. Özel yaşamlarında genellikle düzenli ve titiz olurlar.
  2. Karışıklık ve dağınıklıktan rahatsız olurlar.
  3. Dağınık bir masada çalışamazlar. Önce masayı kendilerine göre düzenler, sonra çalışmaya başlarlar.
  4. Kalem, silgi, kalemtraş gibi araçlar için, sıra veya masada kendilerine yer belirlerle ve bu araç gereçlerini hep bu yerlerde tutarlar.
  5. Çantaları, dolapları her zaman düzenlidir.
  6. Yazmayı sevmeseler bile, defterlerini düzenli ve itinalı kullanırlar.
  7. Defterlerinin köşeleri kıvrılmaz. Kıvrılsa da, ataç takarak ve kıvrılmanın önüne geçmek için gayret gösterirler. Bu özelliklerinden dolayı evde büyükleri, okulda da öğretmenleri taradından takdir edilirler. Hatta, pek fark edilmese de, diğer öğrencilere göre daha çok el üstünde tutulur, örnek gösterilir.
  8. Dün anlatım dediğimiz, (okullarda öğretmenin yada bir öğrencinin dersi anlatması) yönteminden yeterince yararlanamazlar.
  9. Tam olarak anlamaları için, dersin mutlaka görsel malzemeler ile desteklenmesi gerekir.
  10. Harita, poster, şema, grafik gibi görsel araçlarla kolay öğrenirler. bu araçlarla öğrendiklerini kolay hatırlarlar.
  11. Öğrendikleri konuları gözlerinin önüne getirerek hatırlamaya çalışırlar. Gözlerini tavana dikerler (Bizler bu davranışa kızarız)

İşitseller;

ea3b8d4f821cc51597432c5dc6452377-normal

  1. Küçük yaşlarda kendi kendilerine konuşurlar. Ses ve müziğe duyarlıdırlar.
  2. Sohbet etmeyi, birileri ile çalışmayı severler. Genellikle ahenkli ve güzel konuşurlar.
  3. Yabancı dil öğreniminde (konuşma ve dinleme becerilerinde) başarılıdırlar.
  4. İlköğretim 1. ve 2. sınıflarda kendi kendilerine konuşmaları nedeniye öğretmeni dinleyemezler. Bu özellikleri nedeniyle, işittiklerini daha iyi anlama özelliklerine rağmen bu şansını kaybederler.
  5. Gözle okuma esnasında, hiçbir şey anlamayabilirler. Bu nedenle en azından kendi kulağının duyabileceği bir sesle okumalarına izin verilmelidir.

cocuk-ilkokul_10

  1. İşittiklerini daha iyi anlarlar.
  2. Daha çok konuşarak, tartışarak öğrenirler.
  3. Bilgi alırken dinlemeyi, okumaya tercih ederler.
  4. Olay ve kavramları birinin anlatması ile daha iyi anlarlar.
  5. Grup ve ikili çalışmalarda, konuşma ve dinleme olanakları olduğu için, iyi öğrenirler.
  6. Hatırlamak istediklerini, birisi kendilerine anlatıyor yada söylüyormuş gibi işiterek hatırlarlar.

Kinestetik/Dokunsallar;

  1. Oldukça hareketli olurlar. Sınıfta yerlerinde duramazlar. Sürekli hareket halindedirler.
  2. Tahtayı silmek, pencereyi açmak, kapıyı kapatmak, tebeşir getirmek hep onların görevi olsun isterler.
  3. Uzun müddet oturmaya zorlanırlarsa, derste ne olup bittiğini de anlamaz hale gelebilirler.
  4. Bu hareketlilik, uygun işlere yönlendirilmezse, genelde sınıfta problem çıkarırlar. Bizim eğitim-öğretim sistemimizden kötü yönde etkilenirler. Genellikle sınıfta hatta okulda istenmeyen öğrenci haline gelirler.
  5. Tahta, tebeşir, anlatım, ders işleme sisteminden en az yararlananlar onlardır. bu nedenlerden dolayı da yaramaz ve tembel olarak tanımlanabilirler. Ya da zeki olmadıkları ileri sürülebilir.
  6. Dersin anlatılması veya görsel malzemeler ile zenginleştirilmesi, kinestetik dokunsal öğrencilerin öğrenmesine beklenen ölçüde katkı sağlamaz.
  7. Sınıflardaki ideal ders araçları olarak kabul edilen; şema, harita, fotoğraf vb gibi görsel araçlar, kinestetik/dokunsal öğrenci için daha az değer taşır.
  8. Materyaller ne kadar renkli ve canlı olursa olsun, onların öğrenmesini beklenen ölçüde kolaylaştırmaz. Anlatımdan da yararlanamazlar.
  9. Öğrenebilmeleri için mutlaka ellerini kullanacakları, yaparak – yaşayarak öğrenme dediğimiz, öğrenme tekniklerinin uygulanması gerekir.
  10. Sınıf yerine okul bahçesi veya laboratuvarda dokunarak, ellerini kullanarak, olayların içinde yaşayarak çok daha iyi öğrenirler.

images (3)

Öğrenme stilleri ile zeka arasında bir bağlantı yoktur. Her insanın, bu stillerden yalnız birine sahip olabileceği gibi, ikisine ya da üçüne de sahip olabilir. Çoğunluklu biri ağırlıklıdır.

Sınıfta öğretmen aktif ve öğrenciler pasif ise, kinestetik öğrenciler, arkadaşlarınnı rahatsız eder. Hatta sınıfın düzenini bozarlar.

İşitsel ağırlıklı öğrenciler ise, gözle okumalarda (sessiz okuma) sıkıntıya düşebilirler. Çünkü sesin işitilmesi öğrenmelerini kolaylaştırır. Hatta bazı durumlarda öğrenmeleri için şarttır.

Her üç stildeki öğrencilerin de, dersten yararlanabilmeleri için, sınıfta öğrencileri AKTİF öğretmenlerin ise REHBER olması gerekmektedir.

SONUÇ;

Öğrenme stillerini; öğrenciler ve öğretmenler başta olmak üzere, tüm toplumun bilmesi gerekmektedir. Öğrenme stillerinin bilinmesi, tembel veya yaramaz olduğunu sandığımız pek çok öğrencinin, sadece öğrenme stilleri bilinmediğindendir. Bu eksiklik dikkate alınmadığı için, öğrenemediği veya istenmeyen şekilde davrandığı gerçeğinin anlaşılmasını sağlayacaktır.

basari-4_zpsa6dd04e7

Öğrenme stilleri, sadece öğrenme stili değil, kişinin karakterinin de bir parçasıdır.

Çocuklarımızın daha başarılı ve murlu kişiler olabilmesi, okula severek gelmesi için, onları çok iyi bir şekilde izlememiz ve onların hangi gruplara girdiğini belirlememiz gereklidir. Özellikle kinestetik/dokunsal öğrencilerin hareketli olması evde aileleri, okulda öğretmenlerini hatta çevreyi kızdırmaktadır. Oysa bu onların özelliğidir.

Kinestetik/dokunsal öğrencilerin hiperaktif olduğu zannedilmektedir. Bu nedenle böyle bir tanıyı koymadan uzmana yönlendirilmesi gerekir. Hiperaktif olduğu zannedilen pek çok çocuk, kinestetik /dokunsal’dır. Kinestetik etkinlikler uygulanmasına rağmen öğrenemiyorsa, o zaman hiperaktif olabileceği düşünülerek rehberlik servisine, ardından da bir uzmana yönlendirilebilir.

stacks_image_2337

Unutmamalıyız ki! Çok hareketli olduğunu düşündüğümüz her çocuk hiperaktif değildir.

“Dağınıklık, dahiliğin dokuz işaretinden biriymiş”

“Herkes karşısındakinin de, kendi stilinden olduğunu düşünerek kendisine olduğu gibi davranılmasını ister”

“Nedense herkes başkasının yalnışlarını daha iyi görür veya örnek alır. Doğruları ise eleştirir geçeriz”

Gelişimde, “Daha erken daha iyi değildir” kuralı unutulmamalıdır.

“Çocucuğunuz severek öğrenmeyi kavrayınca, öğrenmeye başlar”

 

ÇOCUKLARIMIZA NEYİ DÜŞÜNECEKLERİNİ DEĞİL, NASIL DÜŞÜNECEĞİNİ ÖĞRETMELİYİZ.

 

Peki sizin öğrenme stiliniz ne?

En Önemli Kelime

En önemli 6 kelime : “Evet ben hata yaptığımı kabul ediyorum”.

En önemli 5 kelime : “Aferin iyi bir iş yaptınız”.

En önemli 4 kelime : “Bu hususta düşünceniz nedir?”

En önemli 3 kelime : “Eğer izin verirseniz!”

En önemli 2 kelime : “Teşekkür ederim”.

En önemsiz 1 kelime : “Ben”

En önemli 1 kelime : “Biz”

Filozof A.North Whitehead bütün üniversite ve yüksek öğrenim kurumlarının giriş kapısına şu levhanın asılmasını tavsiye etmişti: “Basitliği arayın ve ondan şüphe edin!”

Öğretme sanatı; yeni bir buluşun meydana gelmesine yardım etme sanatıdır.

Jan Doren