Harika Bir Yönetici ile Çalışmak..

Yapılan araştırmalar, iyi bir yönetici olacak umuduyla terfi ettirilen orta düzey yöneticilerinneredeyse %50’sinin bu işi iyi kotaramadığını gösteriyor. Daha detaya girildiğinde şunu anlıyoruz: Yöneticilerin yönetimsel becerileri ikiye ayrılıyor, biri işi halletme becerileri, diğeri insan ilişkileri. Terfi ettirilen çoğu yönetici işleri kendinden beklenildiği gibi halletse de, insani ilişkilerde çoğu sınıfta kalıyor. Bazısı arasından yükseldiği ekibi yönetmekte zorlanırken, bazısı onları anlamaya çalışmıyor. Bazıları ise ego tuzağına çok çabuk düşüp kendini bitiriyor.

Yani, pek azımız iyi bir yöneticiyle çalışacak kadar şanslıyız. Çoğumuz için yönetici, iş hayatında uğraşılması gereken en büyük sıkıntılar biri. Bize yol göstermesi gerekirken yolumuzu tıkayan, yardım etmesi gerekirken körelten bir figür. İşte ben de, hem ileride yönetici olacak sizin için, hem de şu an yönetici olup da ‘acaba doğru bir yöneticilik mi yapıyorum?’diye sorgulayanlar için, harika bir yöneticinin çalışma tarzını yazdım.

İşte harika bir yöneticiyle çalıştığınızı anlamanın yolları:

Mesai Saatlerinize Saygı Gösterir:

banaisbul.com’daki diğer yazılarımda hep saat 18.00’de şalteri kapatmanız gerektiğinden bahsettim. İşte iyi yönetici, saat 18.00’de şalteri kapatmanıza yardımcı olur. O saatten sonra aramaz, iş istemez. Hafta sonunuza da saygılıdır. Çok gerekmedikçe aramaz, ararsa telefonu binbir özürle kapatır. O saatlerin sizin özel saatleriniz olduğunu ve kafa boşaltmak için kullanıldığını bilir, anlar.

Gücü ve Kontrolü Sizinle Paylaşır:

Her işi kendi yapmaz, size inisiyatif verir ve takip eder. Bu yolla sizi geliştirmeye, bir üst pozisyona hazırlamaya çalışır. Sizinle beraber plan yapar. ‘Seni bu pozisyona hazırlamalıyız’deyip bir yol haritası çıkarır ve beraber takip etmek ister. Sizi şirketten bağımsız bir ekip üyesi olarak görür ve yükseldikçe sizi de yanında götürür.

Sizi Her Şeyden Öne Koyar:

Buradaki yazımda Richard Branson’un en etkili yöneticilik derslerinden birinin, çalışanlarını müşterilerinin bile önüne konumlandırması olduğunu söylemiştim. Harika bir yönetici, ekibini her şeyden önde tutar, onları dinler, ihtiyaçlarını belirler, karşılar, onları mutlu etmeye çalışır. Verimin mutlulukla doğru orantılı olduğunu bilir.

Sizi Korur, Kollar, Eleştirilerini Doğru Zamana Saklar:

Ne hata yaparsanız yapın topluluk önünde sizi her zaman kollar, ancak geri bildirimini hazırlar ve doğru zamanda, kimse yokken, bire bir görüşmelerde verir. ‘Kusura bakmayın, arkadaş yeni başladı, bu tür hatalar olur’ demez, ‘ben onun kulağını çekerim’ demez, hatayı siz yapsanız bile kendi de sahiplenir ve ‘hatamızı hemen düzeltelim’ der, sonrasında sizinle bir toplantı ayarlayıp neyi yanlış yaptığınızı ve nasıl doğruya ulaşacağınızı anlatır. Kimsenin gözünde sizi küçük düşürmez.

Sizi Değerli Hissettirir

Yaptıklarınızı boşa yapıyormuşsunuz hissi, ‘şirkette kayboldum!’ düşüncesi, fikirlerinizin değersiz olduğu ve dinlenmediği hissi sizi şirketinizden ufak ufak koparır. Harika bir yönetici, bunun olmasına izin vermez. Sizi yakından yönetir, saygı duyar, değer verir, fikir sorar, şirkete dahil etmeye çalışır, kopmanıza izin vermez.

 

Bu yazı Harika Bir Yöneticiyle Çalıştığınızı Nasıl Anlarsınız? http://www.banaisbul.com/harika-bir-yoneticiyle-calistiginizi-nasil-anlarsiniz/ sayfasından alınmıştır.

Reklamlar

Orta seviye müdür olmayı kim ister?

İşin tüm yükünü edilmeden, problemlerin sorumlusu siz mi görülüyorsunuz? Teşekkürleri üst yönetim toplantılarında müdürleriniz alırken, ıvır sorunların giderilmesiyle ilgili telefonlarınız seviye dünyasına hoş geldiniz!

05ad22a

Fırsatlar ülkesi olarak bilinen ABD’de kurumsal hayatın ortasına özenle yerleştirilmiş o adından çok söz ettiren kurumsal merdivenin ne kadar üst bölümlerinde olursanız, o kadar iyidir. Bu prensip dünyanın her yerinde kabul görmüş, hatta ölümsüzleştirilmiştir.

Financial Times yazarı Lucy Kellaway’in yazısına göre, kısa bir zaman önce Amerika’da bir araştırma çerçevesinde binlerce çalışana müdürlüğe terfi etmek isteyip istemeyeceklerini sormuşlar. Çoğunun ‘evet, isterim’ diye cevap verdiğini düşünebilirsiniz. Ancak cevaplar şaşırtıcıymış.

Çalışmaya katılan çalışanların sadece üçte biri müdürlüğün kendilerine cazip geldiğini söylemiş, üçte ikisi “Hayır ben yerimden memnunum” demiştir. Cinsiyetlere göre evet-hayır cevapları incelendiğinde, erkeklerin %40’ının terfiden yana olduğu, kadınların ise sadece %29’unun terfiye sıcak baktığını görmekteyiz. Bir diğer ilginç sonuç ise, kendini homoseksüel olarak tanımlayan profesyonellerin herkesten daha agresif hedefl ere sahip olmaları: Bu grubun %44’u lider olmayı hedefl eyerek yöneticiliğe karşı en olumlu yaklaşımı sergilemekte.

Peki, çoğu çalışan neden müdür olmak istemiyor? 
Ankete katılanların yarısından fazlası mevcut işlerini sevdiklerini ve değiştirmek için neden göremediklerini söylemiş; bu cevap aslında oldukça yerinde bir sebep. Kurumsal piramidi dikkate aldığınızda tabanda çok daha fazla insana ihtiyaç var, piramitte yükseldikçe gitgide personel sayısı azalmakta. Kısacası, piramidin tabanında bulunan pozisyonlardaki profesyonellerin işlerinden memnun olup devam etmek istemeleri çok iyi bir şey. Ancak kurumsal dünyada “yükselmeye”, “ilerlemeye”, “daha fazla para kazanmaya”, “daha şık unvanlara” değer veriliyor. Dolayısıyla, yaptıkları işten memnun başarılı insanlar terfi istemediklerinde bu sistemin dışında kalıyorlar, çok başarılıyken vasat ilan ediliyorlar. Kimin böyle bir demotivasyona ihtiyacı olabilir ki?

14e4973

Çalışmaya katılıp “hayır, terfi istemiyorum” diyenlerin üçte biri, uzun saatler ve ek sorumluluklardan dolayı müdür olmak istemediklerini söylemiş. Bu sebeplerde de haksız sayılmazlar. Az sayıda çalışan ise, terfiye talip olmadıklarını çünkü müdürlük seviyesi için niteliklerinden emin olmadıklarını söylemiş. Bu gerçekten üzücü ve yönetim için büyük bir kayıp. Bu insanların çok başarılı müdürler olmalarında en büyük engel eğitim eksiklikleri değil çoğu zaman, kendi kendilerine koydukları engeller yüzünden yönetici olmak istediklerini ve yeni görevlerini hakkıyla yerine getireceklerini gösteremiyorlar.
Aslında şirketlerin sessiz kaldığı ya da bilerek sakladığı gerçek de şu; orta seviye müdürler işin hamallığını yapıp hiç teşekkür edilmeden problemlerin ve şikayetlerin sorumlusu görülen profesyoneller. Teşekkürleri üst yönetim toplantılarında müdürleri alırken, ıvır zıvır problemlerin giderilmesiyle ilgili telefonlarının çalması durmuyor. Bu müdürlere bağlı çalışanlar aptal değil, işlerin nasıl ilerlediğini çok net görüyorlar ve müdürlerinin yerine geçmeyi akıllarından bile geçirmiyorlar.

Eğer aranızda orta seviye müdür olmanın iyi bir şey olduğunu düşünen varsa, Harvard Business Review’da yayınlanan çalışmayı incelemesi yeterli: 320 bin ve üzeri çalışanı olan şirketler çalışmaya dâhil edilmiş ve en mutsuz %5 çalışanın profili çıkarılmış.

Araştırmacılar bu 16 bin çalışanın içinde; haksızlığa uğramış en alt seviye çalışanlar veya yanlış anlaşılmış veya anlaşılamamış dâhiler, ya da şirket hiyerarşisi içinde kaybolmuş işe yaramazlar olacak diye tahmin etmişler. Ancak çalışma sonucunda kendilerini sefil gibi hissedenlerin tamamen farklı bir profili olduğu ortaya çıkmış:Ortalama performans gösteren orta seviye yöneticiler.

Bu yöneticiler 5 ila 10 yıldır aynı şirkette çalışan, kâğıt üzerinde son derece istikrarlı bir çalışma hayatına sahip olan kişiler. Bir diğer deyişle, bu pozisyondakiler şirketi bir arada tutan, işlerin yürümesini sağlayanlar.

Kendilerini mutsuz hissetmelerinin nedenlerini de çok iyi biliyorlar: Takdir edilmediklerini düşünüyorlar, çok fazla çalıştırıldıklarına inanıyorlar ancak kimse onları dinlemiyor, dikkate almıyor. Kendilerini köşeye sıkışmış, anlamsız bir düzenin içinde kaybolmuş hissediyorlar. Üstelik orta seviye müdürlere kendi müdürleriyle ilgili soru sorduğunuzda müdürlerinin pek de fazla iş yapmadıkları kanısındalar.

Araştırmanın yazarlarının anket sonuçlarıyla ilgili saptamaları özetle şöyle: Her çalışan iyi bir lideri hak eder. Evet, kesinlikle doğru, ancak gerçek yaşamda çoğu zaman insanlar hak ettiklerini elde edemiyorlar: sağlık, mutluluk, özgürlük, üç öğün yemek gibi temel haklar dahi dünya genelinde çoğu insanın ancak hayallerini süslüyor. Birçoğumuz da bizi ilerilere taşıyacak bir liderin hayaliyle işe gidip geliyoruz, ancak bu istek hayallerimizin ötesine geçemiyor.

İşlerinden nefret eden orta seviye müdürlerin büyük çoğunluğu uzun süredir aynı işi yapmakta. İşleri, başkalarının verdiği kötü kararları uygulamak. Bunu bile bile uzun süre yapmak kolay iş değil. Bunun doğal bir sonucu olarak da, kendilerine mâl edilmemesi gereken hataların sorumluluğunu almakla yükümlüler. Gerçek anlamda arada kalmışlık hissi üstlerine yapışıyor: Ne bir üst basamağa çıkabiliyorlar ve üst yönetime katılabiliyorlar, ne de müdürlüklerini bırakıp yıllar önce yaptıkları işe geri dönebiliyorlar. Ofis politikalarından kaçamıyorlar, üstelik her yönden gelen rüzgârların etkisiyle bir o yana bir bu yana sürüklenip duruyorlar. Günlük iş yaşamları ufak tefek anlamsız şeyleri aşmaya çalışarak geçiyor, üretkenliklerini korumada zorlanıyorlar.

sad-salesperson

Tüm bu problemleri gören, duyan her çalışan için terfi o kadar da cazip bir şey olmaktan çıkıyor. “Daha az para alırım ama kafam rahat olur, işi işte bitirir, ailemle zaman geçiririm” diyenlerin sayısı artıyor. Bu düşüncelerde olup müdürlük sorumluluklarını çok daha iyi şekilde yerine getirecek çalışanların ikna edilmeye ihtiyaçları var.

Evet, üst yönetime giden yol engebeli, riskler büyük, orta seviyede yolunu kaybetme ihtimali çok yüksek ancak birilerinin bunları göze alması gerekli. Yoksa yarının başarılı liderlerinden kalabalık nesiller yoksun kalacak.

http://www.dunya.com adresinden alınmıştır. (http://www.dunya.com/orta-seviye-mudur-olmayi-kim-ister-248854h.htm)

Sakıp Sabancı’nın İş Hayatı ile ilgili Öğütleri

Sakıp Sabancı’nın iş hayatında başarı için 15 öğüdü vardır:
1- Hedefinizi belirleyin.

2- Ayran gönüllü olmayın.

3- Zigzag yapmayın

4- Güçlük ile başarısızlığı birbirinden ayırın.

5- Cepheyi daraltın, dar cepheden hücuma geçin.

6- Geçmişe bağlanmayın, ancak ders alın.

7- Ustanın yanında çırak olun, işi öğrenin.

8- Tek adam olma devrini kapatın.

9- Şov yapmayın.

10- Başarıya ulaşanları inceleyin.

11- Kendi çalışacağınız takımı kurun.

12- Çekirdek kadroyu kaçırmayın.

13- Başarıyı para ile mükafatlandırın.

14- Adam yetiştirin ve takımınızı koruyun.

15- Masada oturan yönetici olmayın.