Gözüme Takılanlar

Siber tehlike dışarıda değil içeride

Yapılan bir araştırmaya göre, şirketlerin %69’u son bir yılda iç tehdit sorunuyla karşı karşıya geldi

 

Şirketlerin hassas verilerinin kendi çalışanları tarafından kötüye kullanılması ihtimali, dış tehditlere yönelen dikkat nedeniyle atlanabiliyor. İç tehdit olarak adlandırılan bu sorun, günümüzde veri sızıntısının en büyük sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Şirket sahipleri, çalışanlarının veya iş ilişkisinin bulunduğu kişilerin hassas verileri ele geçirip kötüye kullanacağını düşünmek istemese de iç tehditlerin yol açtığı güvenlik ihmalleri tahmin edildiğinden daha sık gerçekleşiyor. Yapılan bir araştırmaya göre şirketlerin %69’u son bir yılda iç tehdit nedeniyle zarar gördü. Bilişim güvenliği alanındaki dağıtım ve çözümleriyle pazarda lider konumda bulunan Komtera Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Ziya Gökalp, iç tehditlerin hangi nedenlerle oluştuğunu anlatırken şirketlerin korunması için şirket sahipleri ve güvenlik ekipleri için 10 öneri paylaşıyor.

İç tehdidin artmasında birkaç faktör öncü rol oynuyor. Çalışanların %80’inin, şirketin izin vermediği uygulamaları kullanması bu nedenlerden biri. Shadow IT denilen, bilgi teknolojileri veya siber güvenlik ekiplerine danışılmadan bilgi güvenliğini etkileyebilecek kararların alınması, kişilerin ofislerinde kişisel cihazlarını kullanması ve uzaktan çalışmanın artması da iç tehdit riskini artırıyor. Bu nedenlerin yaygınlaşmasından dolayı, veri güvenliğini sağlama almak gitgide daha önemli bir hal alıyor.

İç Tehditlere Karşı 10 Öneri

1. USB gibi cihazların kullanımını kaldırın veya dikkat edin. USB gibi taşınabilir cihazları kullanmak, çalışanların istedikleri dosyaları alıp şirket dışına çıkartması için sık başvurduğu bir yoldur. Özellikle teknik kabiliyetleri daha yüksek kullanıcılar bu taşınabilir cihazları kullanarak şirket bilgisayarlarına ve ağlarına kötü niyetli yazılımlar yerleştirebiliyor. Taşınabilir cihazlar aracılığıyla ortaya çıkan veri sızıntılarını engellemek için şirketinizdeki USB girişlerini mümkünse kilitleyin ya da takibine özen gösterin.

2. Yazıcı kullanımını takip edin. Her ne kadar laptop, tablet ve akıllı telefonların yaygınlaşmasından sonra çıktı ihtiyacı azalsa da kağıt üzerindeki veriler hala sorun yaratıyor. Çıktıların takibini yaparak kritik verilerin kötü niyetli kişilerce şirket dışına çıkmasını engellemek genelde atlanıyor. Basılı kopyaların çok kullanıldığı sağlık sektöründe, veri sızıntılarının en büyük nedeni %65 oran ile bu tarz kayıtlardan meydana geliyor. Basılı kopyalarla verilerin ele geçirilmesini önlemek için yazıcıları sıkı bir şekilde denetleyin. Çalışanlarınızın hangi dosyaların çıktısını aldığını ve yazıcıların hangi sıklıkta, kimler tarafından kullanıldığını takip edin. Çok hassas dosyaların çıktı alma özelliğini gerekirse kaldırın ve bu gibi çıktıları bulursanız okunamayacak hale getirerek imha edin.

3. Bulut depolama servislerine kısıtlayıcı kurallar getirin. Bulut depolama servislerinin iş amaçlı kullanımı gitgide artıyor. Çalışanlarınıza belli bir kurallar bütünü ve uzman gözetimi altında bu hizmetlerden faydalanma izni verebilirsiniz ancak bulut platformlarındaki kullanıcı erişimlerini ve hareketlerini izlemelisiniz. Kimin hangi belgeye erişimi olduğunu ve belge paylaşımlarını inceleyin. Bir kural aşıldığı anda olaya anında müdahale edebilin.

4. Kişisel ve kurumsal mail adresleri arasındaki trafiği inceleyin. Kurumsal hesaplardan kişisel hesaplara geçiş ile verileri iletmek oldukça sık rastlanan bir davranış ancak uzaktan çalışmanın artışının da etkisiyle bu kullanımlar, çoğu zaman kötü niyetli amaçlar içermese de kötü niyetli kişilere veri sızıntısı doğuracağından her zaman bir risk faktörüdür. Şirketle bağlantılı olmayan mail adreslerinden dolayı sorun yaşamamak için çalışanlarınızın, kişisel maillerini iş ortamı içerisinde nasıl doğru ve en az oranda kullanabilecekleri konusunda eğitin ve iş ağı ile kişisel mail adresleri arasındaki e-mail trafiğini dikkatle izleyin.

5. Hem kişisel hem iş amaçlı kullanılan mobil cihazlarda uç nokta erişimini yönetin. Mobil cihaz kullanımının kolaylığı ve yaygınlığı inkar edilemez ancak ses veya dosya kaydetme, video ve fotoğraf çekme ya da depolama imkanlarının çok amaçlı kullanımı dolayısıyla veri sızıntıları için potansiyel bir risk yaratıyorlar. Mobil cihaz kullanımı ve erişimiyle ilgili hem bireysel hem de şirket cihazlarını kapsayacak kuralları belirleyin ve uç nokta erişiminin takip ve kontrolünü gerekirse uç nokta programlarıyla yapın.

6. Shadow IT konusunda çalışanlarınızı uyarın. Çalışanlar, güvenliği etkileyecek pek çok kararı genelde bilgi teknolojisi veya siber güvenlik ekiplerinden bir uzmana danışmadan alıyor ve yanlış kararlar risk ihtimalini artırıyor. Böyle kararların işin uzmanına bırakılmasını sağlayın. Ayrıca, bir şirket çalışanının ya da şirketle iş ilişkisi içerisinde bulunan herhangi birinin verilere erişimini, şirketle bağlantısı sonlandığı anda kaldırın.

7. Sosyal medya paylaşımlarına karşı tetikte olun. Çalışanlar, isteyerek ya da istemeden önemli şirket bilgilerini sosyal medya gönderileri olarak paylaşabileceği için sosyal medya platformları, güvenlik ekipleri için büyük bir endişe kaynağı oluyor. Gerekli sosyal medya politikalarını, çalışanlarınıza uygulatın ve kullanıcı aktivitelerini inceleyin.

8. Ekran görüntüsü yazılımlarının kullanımına izin vermeyin. Şirket çalışanlarının ekran görüntülerini paylaşan yazılımları kullanması veri sızıntısı açısından oldukça sakıncalıdır ve iç tehdit olasılığını etkiler. Böyle yazılımların kullanımına izin vermeyin.

9. Düzenli olarak eğitim verin ve çalışanlara hem şirket hem de özel hayatlarında kullanılabilecekleri bilgiler sunun. Veri sızıntısını önlemek için düzenli olarak çalışanlarınıza eğitim verin. Bu eğitimlerde, mevcut olan kuralları hatırlatmanın dışında, çalışanlarınızın iş dışında da faydalanabileceği bilgiler vererek eğitimleri daha ilgi çekici hale getirin. Örneğin, çalışanlarınıza hem şirkette kendilerini hem de özel hayatlarında ailelerini çevrimiçi tehditlerden korumalarını sağlayacak bilgiler verebilirsiniz.

10. Düzenli ve detaylı takip için profesyonel yardım alın. İç tehditleri önlemek, pek çok konuda takip gerektirdiğinden profesyonel destek almanız gerekebilir. Komtera Teknoloji ürünlerinden Observe IT’in iç tehdit yönetimi sunan araçları, şüpheli kullanıcı hareketlerini dakikalar içinde fark edip derinlemesine araştırarak iç tehdit riskini ortadan kaldırmanıza yardımcı olur.

Kaynak: Siber tehlike dışarıda değil içeride haberi – TeknolojiGundem.com

Robot hemşire ve robot doktor için öneri!

Robot hemşire ve robot doktor için öneri!

İngiltere’de sağlık yetkililerinin yaptığı çalışma, hastanelerde doktor ve hemşirelerin üstlendiği bazı işleri, robotlara ve yapay zekayla çalışan sistemlere devretmeyi önerdi.

İngiliz Halk Sağlığı Araştırmaları Enstitüsü’nün (IPPR) raporuna göre, hemşirelerin üstlendiği işlerin üçte biri, doktorlarınkilerin ise dörtte birini robotlar da yapabilir.

Guardian’ın haberine göre, ‘başucu robotları’ hasta bakımını üstlenebilir ya da ameliyat sonrası fizik tedavi egzersizlerine yardımcı olabilir.

Yapay zekayla çalışan sistemler ise, algoritmaları kullanarak meme ve deri kanseri, göz hastalıkları ve kalp rahatsızlıkları dahil çeşitli sağlık sorunlarını teşhis edebilir.
Böyle bir düzenlemenin, İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi’ne (NHS) 13 milyar sterlin tasarruf ettireceği öne sürülüyor.

Hizmetlerin “tamamen otomasyona bağlanması” ile hastane çalışanlarının hastalarına daha çok vakit ayıracağı öngörülüyor.

İNSANSI ROBOTLARI GELECEKTE NE BEKLİYOR?

Öte yandan 1.3 milyon sağlık çalışanına istihdam sunan sağlık sistemini robotların ele geçireceği korkusu da dile getiriliyor.

Aynı araştırma, makinelerin insan kaynağına destek olacağını, onların yerini almayacağını vurguluyor.

 

Kaynak: Robot hemşire ve robot doktor için öneri!

Tükürükten prostat kanseri tespitinde denemelere başlandı

DNA testi yapılan bir kişi

Prostat kanseri riski yüksek erkekleri belirleyen bir tükürük testinde ilk denemelere başlandı. Yeni DNA testiyle, her 100 erkekten birinde görülen ve yüksek kanser riskine işaret eden genetik değişikliklerin olup olmadığı tespit edilmeye çalışılıyor.

İlk testlere Londra ve çevresinde yaşayan 300 kişi katılacak.

Şu anda prostat kanserinin teşhisinde tek ve tam anlamıyla güvenilir bir test yok. Teşhiste kan testi, biyopsi ve fiziksel muayene yöntemlerinin tümü kullanılıyor.

Kan testleri bazen yanlış pozitif teşhiste bulunabiliyor ve bazen de kanser hücrelerinin daha saldırgan olduğu vakaları tespit edemeyebiliyor.

Londra’daki Kanser Araştırmaları Enstitüsü’ndeki (ICR) bir grup uzman tarafından geliştirilen yeni testin hazırlanmasında 140 bin erkek incelendi ve prostat kanseri riskinin yüksek olduğuna işaret eden 63 yeni genetik değişiklik tespit edildi.

Yeni DNA testi daha önce prostat kanseriyle ilişkilendirilen diğer 100’den fazla genetik değişikliği yenileriyle birleştiriyor.

 

ICR’dan Genetik Onkoloji Uzmanı Ros Elees, çalışmanın “çok önemli” olduğunu söyledi.

Elees “Onbinlerce erkeğin DNA kodlarına daha öncekinden daha derinlemesine bakarak, prostat kanseri riskine işaret eden genetik faktörlerle ilgili yaşamsal önemde yeni bilgiler elde ettik, ayrıca bir erkeğin prostat kanserine genetik eğilimini okuyabilmek için 150’den fazla genetik değişikliği birleştiren bir test geliştirdik” dedi.

Gereksiz müdaheleler önlenebilir

Yeni testin denemeleri başarılı olursa sadece hastalığa genetik yatkınlıkları olanlar tıbbi görüntüleme cihazlarına alınıp, prostat biyopsisi yapılabilecek. Uzmanlar böylece gereksiz müdahalelerin önlenebileceğini umuyor.

Prof Elees “Artan riski nasıl yöneteceğimiz konusunda önemli bir etkisi olabilir, çünkü hastalığı daha erken yakalarsanız tedavisi çok daha kolay oluyor” dedi.

Yeni test gelecek yıl 5 bin erkek üzerinde denenecek.

ICR Genel Müdürü Prof. Paul Workman de, çalışmayla prostat kanserinin nedenleri ve bağışıklık sisteminin hastalıktaki rolü konusunda önemli bilgiler elde edildiğini ve “gelecekte bunun yeni tedavilerin tasarlanmasında kullanılabileceğini” vurguladı.

 

 

Kaynak: Tükürükten prostat kanseri tespitinde denemelere başlandı – BBC News Türkçe

Dünyanın ilk psikopat robotu

Dünyanın ilk psikopat robotu
Bilim insanları yapay zekayla ilgili yaygın korkuları abartarak dünyanın ilk “psikopat” robotunu yarattı. Norman adı verilen robot, Massachusettes Teknoloji Enstitüsü’nden araştırmacılar tarafından geliştirildi

Araştırmacılar ürettikleri robotu ürkütücü ve şiddet dolu içeriğe maruz bırakarak karanlık eğilimler yükledi. Kendisine gösterilen resimleri tarif etmekle görevlendirilen robot Rorschach mürekkep testinden geçirildi. Psikologların hastalarındaki düşünce bozukluklarını tespit etmek için kullandıkları bu testte Norman’ın verdiği yanıtlar karanlık eğilimlere maruz bırakılmayan başka bir yapay zekalı robotun yanıtlarıyla karşılaştırıldı.

İşte çıkan sonuçlar

Test 1: Standart yapay zekalı robot bu resmi “Ağaca konmuş bir grup kuş” olarak tarif ederken, Norman “Elektrikle idam edilen adam ölür” şeklinde tanımladı.

Test 2: Bu resimdeki imgeyi standart yapay zekalı robot “Küçük bir kuşun siyah beyaz resmi” olarak tanımlarken, Norman “Bir adam hamur karma makinasınının içine çekildi” tanımını kullandı.

Test 3: Bu resmi standart yapay zekalı robot “Yanyana oturan bir çift” şeklinde tanımlarken, Norman “Bir adam yerdeki pencereden atlıyor” yanıtını verdi.

Davranışı algoritma değil, veri etkiliyor

Araştırmanın yapıldığı enstitünün robotun tanıtımı için hazırladığı materyalde algoritmayı öğrenen bir makinaya gösterilen verinin davranışını ciddi şekilde etkileyebileceğini, Norman’ın da bu gerçekten etkilendiği belirtildi.

Açıklamada “Yani insanlar yapay zeka algoritmalara karşı önyargılı ve vicdansız” olabilir derken, “asıl suçlu algoritma değil, onun beslendiği verinin kendisidir. Eğer yanlış (ya da doğru!) bir veri grubuyla eğitilirlerse, aynı metod bir resimde görülenleri çok rahatsızlık verici şekilde tanımlayabilir.” denildi.

Yapay zeka ne kadar tehlikeli?

Yapay zeka insan beyni gerektiren işleri yapmak için bilgisayar ve makinaların eğitilmesi yani sayısal aklın yüklenmesiyle oluşturuluyor. Yapay zeka yüz tanıma, araba sürme ya da satranç oynama gibi dar kapsamlı geliştirilebilirken, geleceğe dönük asıl amaç insanın bilgiyi işleme kabiliyetini alt edecek güçlü yapay zekanın geliştirilmesi.

Araştırmacıların çoğu ne kadar gelişmiş olursa olsun yapay zekanın sevmek ya da nefret etmek gibi duyguları sergileyemeyeceğini ve yapay zekanın iyiliksever ya da art niyetli olmasının beklenmediğini ileri sürüyor. Ancak yapay zekanın ne tür tehlikeler getirebileceğine dair uzmanlar iki senaryoya dikkat çekiyor:

* Otonom silahlar gibi bazı yapay zekaların tahrip edici işler yapabileceği,

* Yapay zekanın faydalı bir şey için programlanmasına karşın bu amacı gerçekleştirmek için yıkıcı metodlar kullanması.

Kaynak: Dünyanın ilk psikopat robotu haberi – TeknolojiGundem.com

Dünyanın En Hızlı Süper Bilgisayarı

Saniyede 200.000 trilyon işlem yapabilen bilgisayar pek çok alanda kullanılacak..

 

The U.S. Department of Energy’s Oak Ridge National Laboratory (ORNL) has unveiled ‘Summit’ as the world’s fastest supercomputer, with a peak performance of 200,000 trillion calculations per second, or 200 petaflops.

 

supercomputer technology future timeline
Credit: Oak Ridge National Laboratory

 

Summit, pictured here, will be eight times more powerful than ORNL’s previous top-ranked system, Titan – a nearly order-of-magnitude increase. For certain scientific applications, it will also be capable of three billion billion mixed precision calculations per second, or 3.3 exaops. Summit will offer unprecedented computing power for research in energy, advanced materials and artificial intelligence (AI), among other areas, enabling scientific discoveries that were previously impractical or impossible. Summit is 60% faster than the previous supercomputing leader, the Sunway TaihuLight in Wuxi, China.

“Today’s launch of the Summit supercomputer demonstrates the strength of American leadership in scientific innovation and technology development,” said Energy Secretary, Rick Perry. “It’s going to have a profound impact in energy research, scientific discovery, economic competitiveness and national security. I am truly excited by the potential of Summit, as it moves the nation one step closer to the goal of delivering an exascale supercomputing system by 2021. Summit will empower scientists to address a wide range of challenges, accelerate discovery, spur innovation and above all, benefit the American people.”

The IBM AC922 system consists of 4,608 compute servers, each containing two 22-core IBM Power9 processors and six NVIDIA Tesla V100 graphics processing unit accelerators, interconnected with dual-rail Mellanox EDR 100Gb/s InfiniBand. Summit also possesses more than 10 petabytes of memory paired with fast, high-bandwidth pathways for efficient data movement. The combination of cutting-edge hardware and robust data subsystems marks an evolution of the hybrid CPU–GPU architecture successfully pioneered by the 27-petaflops Titan in 2012.

Researchers at ORNL have already used the power Summit’s state-of-the-art architecture to successfully run the world’s first exascale scientific calculation. Scientists led by Dan Jacobson and Wayne Joubert leveraged the intelligence of the machine to run a 1.88 exaops comparative genomics calculation relevant to research in bioenergy and human health. The mixed precision exaops calculation produced identical results to more time-consuming 64-bit calculations previously run on Titan.

“From its genesis 75 years ago, ORNL has a history and culture of solving large and difficult problems with national scope and impact,” said ORNL Director Thomas Zacharia. “ORNL scientists were among the scientific teams that achieved the first gigaflops calculations in 1988, the first teraflops calculations in 1998, the first petaflops calculations in 2008 and now the first exaops calculations in 2018. The pioneering research of ORNL scientists and engineers has played a pivotal role in our nation’s history and continues to shape our future. We look forward to welcoming the scientific user community to Summit as we pursue another 75 years of leadership in science.”

 

supercomputer technology future timeline
Credit: Oak Ridge National Laboratory

 

In anticipation of Summit’s launch, researchers have been preparing applications for its next-generation architecture, with many ready to make effective use of the system on day one. Among the early science projects slated to run are:

Astrophysics

Exploding stars, known as supernovas, can supply researchers with clues related to how heavy elements – including the gold in jewellery and iron in blood – seeded the universe. Highly scalable FLASH code models this process at multiple scales, from the nuclear level to the large-scale hydrodynamics of a star’s final moments. On Summit, FLASH will go much further than previously possible, simulating supernova scenarios several thousand times longer and tracking 12 times more elements than past projects.

“It’s at least a hundred times more computation than we’ve been able to do on earlier machines,” said ORNL computational astrophysicist Bronson Messer. “The sheer size of Summit will allow us to make very high-resolution models.”

Materials

Developing the next generation of materials depends on subatomic understanding of material behaviour. QMCPACK – a quantum Monte Carlo application – simulates these interactions using first-principles calculations. Until now, researchers have only been able to simulate tens of atoms, because of QMCPACK’s high computational cost. Summit, however, can support materials composed of hundreds of atoms, an order-of-magnitude jump that will aid the search for a more practical superconductor, a material that can transmit electricity with no energy loss.

“Summit’s large, on-node memory is very important for increasing the range of complexity in materials and physical phenomena,” says Paul Kent, a staff scientist at ORNL. “Additionally, the much more powerful nodes are really going to help us extend the range of our simulations.”

Cancer Surveillance

One of the keys to combating cancer is developing tools that can automatically extract, analyse and sort existing health data to reveal previously hidden relationships between disease factors such as genes, biological markers and environment. When paired with unstructured data such as text-based reports and medical images, machine learning algorithms on Summit will supply medical researchers with a comprehensive view of the U.S. cancer population at a level of detail typically obtained only for clinical trial patients. This project is a joint initiative between the DOE and National Cancer Institute.

“Essentially, we are training computers to read documents and abstract information using large volumes of data,” explains ORNL researcher, Gina Tourassi. “Summit enables us to explore much more complex models in a time efficient way, so we can identify the ones that are most effective.”

Systems Biology

Applying machine learning and AI to genetic and biomedical datasets offers the potential to accelerate understanding of human health and disease outcomes. Using a mix of AI techniques on Summit, researchers will be able to identify patterns in the function, cooperation and evolution of human proteins and cellular systems. These patterns can collectively give rise to clinical phenotypes, observable traits of diseases such as Alzheimer’s, heart disease or addiction, and inform the drug discovery process. Through a strategic partnership project between ORNL and the U.S. Department of Veterans Affairs, researchers are combining clinical and genomic data with machine learning and Summit’s advanced architecture to understand the genetic factors that contribute to conditions such as opioid addiction.

“The complexity of humans as a biological system is incredible,” says ORNL computational biologist, Dan Jacobson. “Summit is enabling a whole new range of science that was simply not possible before it arrived.”

 

 

 

Kaynak: U.S. unveils world’s fastest supercomputer

ASELSAN “vücut tarayıcı” geliştiriyor – Bloomberg HT

ASELSAN "vücut tarayıcı" geliştiriyor

ASELSAN, radar ihtiyaçlarını milli imkanlarla karşılamak üzere Türkiye’nin Radar Teknoloji Merkezi olarak tasarım, geliştirme ve üretim faaliyetlerine 20 yılı aşkın süredir devam ediyor.

Şirketin Radar ve Elektronik Harp Sistemleri Sektör Başkanlığı tarafından, radar konusunda askeri alanda kazanılan birikim ve teknolojilerin kullanılmasıyla yurt içi/yurt dışı müşterilerinin sivil radar ihtiyaçlarına cevap verebilecek ürünlerin süratle geliştirilebileceği değerlendirildi.

Bu doğrultuda, Türkiye’nin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak aralarında 3 Boyutlu Güvenlik Radarı’nın da olduğu bir dizi alanda çalışmalara başlandı.

Havaalanı, otogar, metro, alışveriş merkezi, stadyum gibi kalabalık kamusal alanlarda oluşabilecek güvenlik zafiyetlerini önlemek amacıyla giysi altında saklanan tehditlerin insan müdahalesine gerek olmadan tespitine ilişkin ihtiyaçlar giderek artıyor.

 

TÜBİTAK İLE İŞBİRLİĞİ

ASELSAN, bu ihtiyaca cevap verebilmek için şahıslar üzerinde gizlenmiş ve güvenlik için tehlike arz edebilecek metalik/metalik olmayan yabancı cisimleri 3 boyutlu olarak yüksek çözünürlükle görüntüleyen, otomatik hedef tespit işlevine sahip ultra-geniş bantlı radar görüntüleme sistemi geliştirilmesi hedefiyle yola çıktı.

Bu kapsamda, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) destekli 3 Boyutlu Güvenlik Radarı Teknoloji Geliştirme Projesi’ne Ocak 2015’te başlandı ve geçen yılın sonunda tamamlandı.

Proje kapsamında ultra-geniş bantlı, seyrek yerleşimli MIMO anten dizisine sahip basamak frekans taramalı görüntüleme radar prototipi geliştirildi. Yapılan testlerde, kıyafet altına gizlenmiş metalik/metalik olmayan silah ve bıçak hedeflerinin başarıyla görüntülendiği doğrulandı. Projeyle 3 Boyutlu Görüntüleme Radarı’nın ürünleşmesi için gerekli kritik teknolojiler kazanılarak, gelecek dönemde ürün geliştirme faaliyetlerine devam edilmesi hedefleniyor.

 

DİĞER RADAR SİSTEMLERİNDE DE KULLANILABİLECEK

Çalışmaların geldiği boyut, 3 Boyutlu Güvenlik Radarı ürün konfigürasyonu temsili görseli ile radarın kullanıcı görüntü ünitesine ilişkin görsellerle de ortaya konuldu.

Buna ek olarak, proje kapsamında geliştirilen 3 boyutlu görüntüleme algoritmaları, Yere Nüfuz Eden Radar (YENER) ve Duvar Arkası Görüntüleme Radarı gibi radar sistemlerinde de kullanılabilecek.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından yapılan alımlarla havaalanlarında geçen yıl bir dizi vücut tarayıcı cihaz kullanılmaya başlanmıştı. Yolcuların vücudunu saniyeler içinde tarayan cihaz, elde edilen bilgileri ekran üzerinde gösteriyor.

 

Kaynak: ASELSAN “vücut tarayıcı” geliştiriyor – Bloomberg HT

%d blogcu bunu beğendi: