Evlenme Kriterleri

Dün yayınlamış olduğum yazıda Mehmet Rauf’un 1925’te yazmış olduğu Genç Kız Kalbi romanından bazı alıntılar yapmıştım. Bugün de bir alıntı ile devam edeceğiz. Konumuz evlilik.. Üzerine titreyerek büyüttüğümüz kız çocuklarımızın evliliklerini kendi bakış açıları ile anlamamızı sağlayacak. Anne babanın zorla evlendirmek istediği Pervin’in isyanı.. İçerisinde çok güzel dersler bulunuyor ve halen güncel.. (Aslında halen güncel olması çok acı)

“Madem ki onlar da her ana baba gibi beni böyle evlendirecekler, bana vere vere böyle bir hayat vereceklerdi, niçin, niçin beni böyle bir terbiye ile beslediler? Niçin bana böyle fikirler, böyle emeller vermeye müsait bir hayat yaşattılar? Ben fikirsiz, hissiz, cahil bir kız olsaydım o zaman oh ne ala olurdu! Hiç olmazsa düşünmeden, bilmeden bu hayata memnuniyetle girerdim ve başıma gelen felaketi kaderime hamleder, tevekkül içinde mustarip olurdum! Halbuki onlar beni okutup aydınlattılar, bana dünyanın, hayatın, kaderin ne olduğunu öğretecek bir terbiye verdiler; insana yaşayacağı hayata göre terbiye vermek lazım olduğunu düşünmediler ve bugün böyle bir kıza, “Haydi zindana.. Çünkü başka türlü yapmaya memleketin hali ve adeti müsait değil.” diyorlar. Peki bunu niçin evvelden düşünmediniz?

Bugün bu verdiğiniz kocayı kabul etmesem, bu hayata isyan etsem, mesut olmak için kendim hayatımı deruhte etsem, her insanın mesut olmak ihtiyarını kullansam.. O zaman “Namussuz kız, bizi rezil etti.” derler. Halbuki siz beni belki ebediyen bedbaht ve sefil edeceksiniz.

Hakikat şu ki, biz herşeyde olduğu gibi, terbiye ve izdivaçta da körü körüne, gaflet ve zulmet içinde, düşünmeden, sersemler ibi şuursuzca hareket ediyoruz ve böylece bize teslim edilmiş olan bu hayatları israf ve ziyan ediyoruz. Her şeyimiz gibi hayatımızın en mühim meselesi olan izdivaç da yalnız tevekkülle idare olunuyır ve yalnız tesadüfün keyfine muallak kalıyor.

Ah öyle bir şey yapmak istiyorum ki, onlar da bütün dünya da mebhut kalsın… Öyle bir şey, öyle acı, öyle kanlı, öyle müfteris bir şey ki içinde çırpındığım acı yeisin derecesini onlara göstersin de yansınlar, ağlamaktan harap olsunlar. Bir şey, bir şey.. Gaddar, zalim, vahşi bir şey.. Yapabilsem.. Ah yapabilsem! Onlara gösterebilsem ki hayatta bütün iltikatları hepsi, hepsi de yalnış ve muzirdir. Onlara feryat ederek haykırsam ki, insan böyle yaşamaz, hayat böyle helak ve ziyan edilmez ve bize yazıktır. Madem ki biz de mesut milletler gibi adam olunarak dünyaya gelmişiz, bu hayatlara acımak, adam gibi yaşamaya çalışmak lazımdır. Evet, anlatsam, ispat etsem ki çocuk böyle büyümez, kız böyle terbiye edilmez, evlat böyle kocaya verilmez.. Ve böyle büyütülen çocuk, böyle terbiye edilen kız, böyle kocaya verilmek istenen evlat gayet muazzez bildiği hayatını köpeklerin ağzına atılan kokmuş et gibi feda etmektense canına kıyar, intihar eder, geberir gider..”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s