Atatürk ve Atatürkçülük

Bugün 10 Kasım.. Bundan tam 74 yıl önce hayata gözlerini yuman Türkiye Cumhuriyetinin kurucu büyük devrimci, büyük lider, büyün asker Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümü..

Peki ne kadar onun dünya görüşüne, ideallerine, yapılmasını istediklerine uygun davranıyoruz. 2 gün önce Yılmaz Özdil’in köşe yazısında okuduklarımdan sonra durumun aslında ne kadar vahim olduğunu bir kez daha idrak ettim..

Ne diyordu Yılmaz Özdil,  http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/21841101.asp ..

Neredeyse tamamı Cumhuriyet döneminde kurulan bütün işletmeler, tamamen yıkılmış ve çok büyük bir mücadeleden çıkmış, elinde nitelikli insan kaynağı olmayan bir ülkeyi bugünlere kadar getirebilmiş olan bütün işletmeler ya kapatılmış yada satılmış. Bir iktisatçı olarak kar/zarar hesabı tabi ki yapıyorum ancak devlet eliyle işletilen bir kuruluşun kar etmemesi nedeniyle özelleştirilmesi ve satılan kurumun 2-3 ay içerisinde o karsız kuruluşu kar eder haline getirmesi, hatta inanılmaz gelirler elde etmesi kabul edilemez. Bu devletin ayıbıdır.

Mesela çoğu kişinin bilmediği bir Ordu İlaç Fabrikası var. Ankara Asker Hastanesi’nin yanında.. Tamamen askere ilaç üreten bir kurum. Şimdi kapatılmak isteniyor. Yahu iyi de sizin kutusunu dışarıdan 10 TL’ye aldığınız ilacı orası 10 kuruşa üretiyor. Yazık değil mi? Hadi geçtim maliyet hesabını, hiç mi stratejik perspektiften bakan yok.. Türkiye çok kötü bir coğrafyada yer alıyor, kendi başındaki terör belası dışında, komşuları ile de çok iyi anlaştığı söylenemez. Bir savaş durumunda tamamen kendi kaynaklarınla ilaç üretmek ne kadar avantaj sağlar? Ne yapacağız yurtdışından ilaç mı sipariş edeceğiz?

Neyse aslında bugün yazmak istediğim konu bu değildi. Atatürk’ün yaşadığı dönemde yaptıkları inanılmaz. Çevresinde güvendiği kişiler ile birlikte yaptıkları, girdiği mücadele, savaş sonrası bir ülkenin yeniden yaratılması hatta tamamen düşünce ve yaşam biçimini değiştirmesi, çoğu ülkenin gıpta ile baktığı “muasır medeniyet” seviyesine çıkarmak için aldığı riskler tartışılmaz, tartışılmamalı..

Peki Atatürk’ün bakış açısı ve ideallerine hiç bir şekilde uymayıp, 29 Ekim’de 10 Kasım’da sadece metalaştırmak neden. Yani Anıtkabir’e gitmeyen bir kişi Atatürk’ü sevmemiş mi oluyor? Bu o kadar boş bir tartışma ki? Kim kime neyi ispat etmeye çalışıyor hakikaten anlamak mümkün değil.

Facebook’ta bugün bir resim vardı (aşağıda), önemli olan tamamen gösteriş amaçlı hareketler yerine O’nun yaptıklarını saygı ile hatırlamak ve yine O’nun istediği gibi üzerine bir şeyler koyarak Türkiye’yi daha güzel noktalara götürmek olmalı, yaptığınız iş veya göreviniz ne olursa olsun..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s