Türk Yönetici…

Ahmet Tamtekin Dünya gazetesindeki köşe yazısında çok güzel bir noktaya değinmiş.. 

Her milletin kültürü, o milletin yönetim biçimlerini etkiler. Örneğin Japon yöneticiler doğrudan fikir çatışmasından kaçınırlar. Eleştirilerini üstü kapalı yaparlar. Amerikalılar doğruyu bulmak için fikirlerin açık seçik çatışmasına inanırlar. Ama eleştiriler fikredir, insana değil. Japonlar hiyerarşiye önem verirler. Yöneticinizin karşısında iki büklüm olursunuz. Amerikalılar ise çalışanları ile samimi dost gibi iletişim kurarlar. En üst düzey yöneticiye bile önismi ile hitap edersiniz. Japonlar çok uzun vadeli planlar yaparlar, Amerikalılar kısa vadede sonuç beklerler. Başarılı olamazsanız önismiyle hitao ettiğiniz samimi Amerikalı yönetici sizi işten atar, Japon yönetici önce sabreder sonra sizi önemsiz bir göreve kaydırır. Ama işinizi muhafaza edersiniz. 

Japonlar da, Amerikalılar da iş hayatında başarılıdırlar. Ancak başarılı Japon yönetici profili ile başarılı Amerikalı yönetici profili farklıdır. İngilizler, Almanlar, Çinliler, Koreliler, Fransızlar da iş hayatında başarılıdırlar ve hepsinin yönetici profili farklıdır. Başarılı yönetici evrensel değildir, yönetilen insanların kültürüne göredir doğrular. Örneğin uzlaşmacı liderlik heryerde çalışmaz ama Hollanda toplumunda başarılı olacaksanız sabırla herkesi dinleyeceksiniz, herkesin kabul edeceği yöntemlerle ekibinizi yöneteceksiniz. 

Türklerinde kültürleri ile uyumlu bir yönetici profili olmalı. Bu yönetici profili ne Amerikalıya benzemeli, ne Almana, ne İngilize, Türk çalışanını iyi yöneten, heyecanlandıran, sonuç alan bir profil olmalı bu. Alçakgönüllü, fotokopisini kendisi çeken, sizinle senli benli konuşan, hatalarını samimiyetle kabullenip gelecek için dersler çıkaran yönetici Amerikalılara uyabilir ama Türklere heyecan vermez. Çünkü Türk insanının hamuru Amerikalılardan farklı yoğrulmuştur. 

Türkiye’de başarılı yöneticilere baktığımızda biraz sert, hiyerarşiye önem veren, disiplin konusunda tavizsiz yöneticiler çıkar karşımıza. Alçakgönüllü hiç değillerdir ama çalışanı ile bir aile reisinin samimiyeti ile konuşur. Ancak kendisine Bay, Bayan diye hitap edersiniz. Onu küçük düşürebilecek eleştiriye açık değildir ama ima edilen, üstü kapalı eleştiriyi bekler sizden. Etrafında üç beş güçlü kişi ile çalışır. Onlara karşı sert ama sadıktır. Bazen inanılmaz detaya girer ama bu semboliktir. Temelde güven bazında delegasyon yapar. Yetkilerini dağıttığı üç beş sadık yöneticiye heyecan verici bir hedef verir ve sonuç bekler. Onların bunu nasıl başaracağına çok ilgi göstermez. Heyecanlıdır ve duygusal karar verir ama yalnış kararlarından hızla döner. 

Etrafınızdaki başarılı sonuçlar almış Türk yöneticilerine bakın. Çoğu Amerikalıların kriterlerine göre kötü yöneticidirler ama gelin görün aldıkları sonuçlar ortadadır. Onların türk insanı ile yakaladıkları yönetim başarılarını yadsıyamazsınız. 

Bugün yöneticilerin iyi olup olmadığını sınayan psikometrik testler yaygınlık kazanmakta. Şirketler işe alacakları yöneticileri veya bütün yönetici kadrolarını bu testlerden geçiriyorlar. Onlarca soruya verilen cevaplara bağlı olarak testlerin sonucu bilgisayar bazlı bir şekilde otomatik olarak size olumlu veya olumsuz raporlar çıkarıyorlar. Tabi testlerin sonucunda yöneticilerinizin büyük çoğunluğu yetersiz çıkıyor. Çünkü çıkan otomatik raporlar Amerikan toplumunda yönetici olarak çalışacak denekler üzerine kurulmuş. Testlerdeki sorular da Amerikan kültürünü temsil ediyorlar. Yalnış özellikleri ölçen bu testler yönetim kalitesinde yarardan çok zarara sebep olmaktadır. 

Aslında yönetim biliminde birçok bildiğimiz doğru kültürel farklılığı görmezden geliyor. Örneğin çalışanınıza geri bildirimde bulunmak için tavsiye edilen savdviç geri bildirim yöntemi (olumlu-olumsuz-olumlu geri bildirim) Amerikan ordusundan seçilen denek askerler üzerinde yapılan bir araştırmaya dayanıyor. Ancak Türk insanı sandviç yöntemine Amerikalı askerle aynı tepkiyi mi verir bilinmez. Veya “paintball” oynayarak ekip ruhu oluşturma modası, sosyal ilişkileri anglosakson toplumlardan farklı Türklerde bazen ters tepebilmektedir. Yaşayan görmüştür. 

Bugün insan kaynakları yöneticilerinin yaygın olarak kullandığı çözümlerin neredeyse tamamı kültür boyutunu yoksaymakta. Amerikalıya uyan bize de uyar varsayımını yapar bu çözümler. Yönetim kalitemizi yükseltmemiz için Türk insanının özelliklerini gözönüne alan bilimsel araştırmalara dayanan çözümlere ihtiyacımız var. Bu konuda Türk üniversitelerine ve bu üniversitelerle birlikte çalışıp araştırmaların gerçekçi olmasını sağlayacak özel sektör kuruluşlarına görev düşüyor. 

Türk yöneticinin tarifi aranmalı bulunmalı.. 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s