Yalana Giriş

Çevremizdeki yalancıları biraz daha anlayabilmenin yolu onlarla empati yapmaktan geçer.. İşte çevrenizdeki “büyük işadamlarının” nasıl düşündükleri, nasıl davrandıkları;

 

En büyük hile dürüstlüktür..

En büyük yalanını, “Ne kadar doğru konuşuyor, ne kadar dürüsüt ve açık bir adam” dedikleri zaman söylemelisin.

Yalancı ve ikiyüzlü olmalıdır. Böyle olmadığına herkesi inandırabilmenin yolu ilk önce kendini inandırmaktan geçer. Bunu başaramayıp, yalan söylediklerinin farkına varanlar “dürüst adam” olarak tanınamazkar. “Rolünü yaşamalısın.” Asla, ama asla r”rol yapmamalısın”. İşte iş dünyasının en usta yalancıları.

En iyi aktörler gibi en büyük iş adamları da Allah vergisi bir yetenekle doğarlar. Bu doğuştan gelen hediyeyi yüksek bir eğitim ile birleştirebildikleri zaman, yalancılığın ve ikiyüzlülüğün maestroları, viztüözleri ortaya çıkar. Usta işi bir yalancılık; yıllar sürecek bir özüne yabancılaşma ve kendini kendine unutturacak derecede dehşetli bir nefis terbiyesidir.

Genç işadamı; sen buna hazır mısın? Dikkat et, aktörlükten de zordur bu iş. İyi aktörler ancak bir film çekimi müddetince kendi benliklerinden uzaklaşırlar. Bir işadamı, hele de en tepelere oynayan bir işadamı, ruhunu bir ömür boyu geri almamacasına terkeder. Bir gün “bu filmde artık oynamak istemiyorum” dersen rezil olursun.

“Peki, diyelim ben kendimi kendime unutturdum. Ya seyirciler?”

Merak etme genç dostum, onlar iş dünyasını halen hayatın kendisi zannediyorlar. Filmi senden daha fazla ciddiye alıyorlar.

İşadamlığını üçten alıp beşe satmak zannetme. Onu yapan adama  tüccar denir. Her tüccar ise işadamı değildir. Fabrika yöneticiliği, banka müdürlüğü de işadamlığı değildir.

İşadamlığı bir meslek değildir. Bir tavırdır. Şahsiyettir.

Genç işadamı; sen bir sanat danışmanı, reklamcı, mimar hatta gazetece veya köşe yazarı olmak isteyebilrisin. Ancak seçtiğin kariyerde yükselmek, herkesin taptığı “başarı ve şöhrete” ulaşmak istersemn, bir işadamına verilebilecek öğütlerle sana verilecek öğütler arasında bir fark olamaz. Çünkü bugün bütün meslekler ve hünerler tek bir ahlaki standart altında toplanmıştır – işadamlığı. Önce işadamı olmalısın ki; şöhreti, başarılı ve “kendini gerçekleştirmiş” bir köşe yazarı olabilesin. Mesela;

 

“Kalemini kır ama satma” derler.

İşadamlarıın çok iyi bildikleri gibi satmanın ve almanın kırk türlü şekli vardır. En usta işi satın almalarda paranın lafı bile edilmez.

“Al şu yüz lirayı ve kes sesini!”

Bu devirler geçti artık.

Yalan söylerken korkma. Yalanına inanılmamasından kork.

Tekrar ediyorum. En büyük hile dürsütlüktür.

Bir işadamı “ben önce insanım sonra işadamı” derse inanma. Bu dürüstlük ve iyilik gösterisinin arkasından kimbilir neler çıkacaktır?

Ben dürüstüm diyene inanma. Ben, “biraz ve bazen hırsızım” diyene inan.

Ben, biraz ve bazen hırsızım de. Sana inansınlar. Ve gerçekten çal.

Bunların hiçbiribi söyleme. Hiçbirşeye inanma. İşadamlığını, birilerinin şahsiyetlerine  güvenme ve inanma üzerine değil; sağlam teminatlar, kontrgerillalar, gizli silahlar, yedek kurşunlar, alternatif kaçış ve sürpriz baskın planları üzerine kur.

Hayır, bütün bu şüpheci taktikleri bırak.

Birilerini kandırmak, bulabileceğin en sağlam teminattan daha sağlamdır.

Bunların hangisi mi doğru?

İşte bu yukarıdaki çelişkiler olmasa işadamlığı, mühendislik gibi ölçülebilen doğru ve yalnışın ayırt edilebildiği bir meslek olurdu. Oysa en tepelerde işadamlığı bir sanattır. Esrarını kimsenin tam olarak çözemeyeceği, hep unutulan bir iki püf noktasının kalacağı, öğrenilemeyen ve öüretilemeyen bir eylem sanatı.

Bazen yalan söylediğini bilerek de yalan söyleyebilirsin. Olsun. Alt tarafı kendini ele verme ihtimalin yükselir. Korkma!.. Yalanını bile bile söyle. Ortalığı birbirine kat.

“Şok haber”, “Olay”

Daha sonraları yavaş yavaş ve parça parça yalanını ortaya çıkarsalar bile, tekzipler hep arkadan ve ufak ufak gelir. Doğru, yalanı kovalayabilir ama yakalayamaz.

Yalan; nasıl söylenirse söylensin en medyatik, en seksi “showman”dir. Doğru ise; her zaman sıkıcı bir profesör.

İşadamı için söz senettir. Verdiği sözde duran yalancıya itibarlı işadamı denir. Muteber bir işadamı ise açık açık yalan söylese bile mazur görülür. Büyük gazete patronları, büyük holding sahipleri, en büyük siyasiler, yazarlar ve sanatçılar böyledir. Bunların yalanlarını hatırlatıp “benim için muteber değiller” deme.. İtibarını kaybeden sen olursun.

Sen en büyük olmayan çalış, ama hiçbir mesleğin en büyüklerine güvenme. En büyük yazar da, en büyük holding sahibi gibi tehlikeli bir adamdır. Onların da “büyüklük”, “şöhret” ve “başarı” merdivenlerini ancak senin gibi tırmanabileceklerini unutma.

Sözünde durmak mı? Sen sözünde duracak kadar güçlü oldun mu?

Sözünde durmak sana güç yani para, oy, şöhret, imaj, seyirci kazandırıyorsa o zaman sözünde dur. Kaybedeceğin zaman, hele hele büyük kaybedeceğin zaman nasıl olsa bir açık yakalayıp sıyrılırsın.

Haklı mızıkçılık için sebep çoktur.

Hatta bu işin beceriklikleri öyle tezgahlar ayarlarlar ve o kadar ustaca oynarlar ki, sonunda onlar değil karşılarındaki çaresizler sözünde durmamış olur. Nişanlını başından atmanın en “dürüst” yolu nişanı ona bozdurmaktır.

Sen dürüst olmayı becerebilecek kadar zengin misin?

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s