Tembellik Hakkı

Çok eskiden okumuş olduğum Paul Lafargue’a ait olan Tembellik Hakkı’nı yeniden okumaya karar verdim. Tembellik hakkı deyince, şöyle yan gelip yatmak, ekmek elden su gölden bir yaşam geliyor insanın aklına. “Armut piş, ağzıma düş” deyimine uygun bir yaşam… Oysa, emek vermeden insanca bir yaşam elde edilemez.

Aslına bakarsanız, tembellik insanın doğasında var. “Çalışma” sözcüğünün Fransızcası Travail “zahmetli iş”, “acı veren iş”, bir tür “işkence” anlamını içeriyor.

Eskiçağ Atinasında, çalışma, kölelere özggü, aşağılık bir uğraş sayılıyordu. Gelgelelim, çalışma insan doğasına tesr düşse de, ter dökmeden yaşamanın olanağı yok artık. Bu gerçeklik doğrultusunda, yüzyıllar boyu tembellik yerilmiş, çalışma kutsanmış. Tembelliğe karşı savaş, her toplumda atasözlerine yansıyan bir yer edinmiş. “Çalışmaya usanan, aç kalır”, “Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun”, “Çalışan el, tok karın üzerindedir”, “Çalışan kul yoksun kalmaz”.

İnsan doğasına inat, çalışmayı yücelten tutum, daha çok din çevrelerinde yankı bulmuş. “Allah çalışmayan kulunu sevmez” diye Müslümanlık da, “Çalışmayana ekmek yok” yıldırısını savunan Hristiyanlık da, çalışmayı bir dinsel görev durumuna sokarak tembelliğe savaş açmışlar.

Peki, Paul Lafargue, neden tembelliği savunma gereği duymuş? Kendisinin yaşadığı dönemde çalışma saatlerinin 17 saat olduğu düşünülünce bence savunulacak en doğru şey..

Sonuçta halkın, ekmeğini kazanmak için harcadığı zamandan başka zamanı yoksa, yazık. Ekmeğini sevinçle yiyebilmesi için de zamanı olması gerek. Yoksa, uzun süre kazanamaz olur ekmeğini. Halkın çalışmasını isteyen şu adaletli ve iyiliksever Tanrı, onun dinlenmesini de ister. Doğa da halkın aynı zamanda çalışmasını ve dinlenmesini; didinmesini, aynı zamanda da haz duymasını ister. Çalışmaya karşı duyulan tiksinti, yoksul insanları çalışıp didinmekten daha çok bunaltır.

Lafargue, çalışmaya değil, insanı insanlıktan çıkaran aşırı çalışmaya karşı savaşıyordu. Ona göre, 19. yüzyıldan beri işçi sınıfının başına bela olan şey “aşırı çalışma”ydı. Bu tempo, işçileri her türlü düşünsel yozlaşmaya, organik rahatsızlıklara götürüyordu. Bu yalnızda kötülük değil, aynı zamanda delilikti. İşte Lafargue, işçileri, bellerini büken bu delilikten kurtarmaya çalışıyordu.

Zamanınız varsa mutlaka okumanızın faydalı olacağını düşündüğüm bir eser..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s