Kötü Yöneticiler Üzerine

“Başarılı bir yönetici olabilmek için bir kot pantolona ihtiyacınız var” diyen “Kötü Yönetici’nin El Kitabı” ve “Kot Pantolonlu Yönetici” kitaplarının yazarı yönetim danışmanı Dr. Murat Toktamışoğlu, Türk tipi yöneticilerin olumsuz yönleri, bir liderde olması gereken özellikleri ve kot pantolonlu yöneticilerin özelliklerini anlatıyor.

Murat Toktamışoğlu’na Göre Türk Tipi Yönetimin ve Yöneticinin Olumsuz Özellikleri:

» Stratejik düşünmeyi bilmiyor, günü kurtarmaya çalışıyoruz.
» Hızlı başlayıp, daha sonra işi yavaşlatma eğilimindeyiz.
» Hiyerarşik ve otoriter yapılara karşı eğilimliyiz.
» Statükocuyuz, yeniliğe dirençliyiz. Değişimi sevmiyor, çekiniyor hatta korkuyoruz.
» Kendi bakış açımızı her zaman önde tutarız.
» Amaç ve hedeflerimiz net değil, ya da yok
Objektif değil, subjektif yaklaşımımız ağır basar.
» Eleştirilmeyi hiç sevmiyor, fakat sık sık olumsuz şekilde yapıyoruz.
» Bizim dışımızdan gelen fikirleri zor kabulleniyoruz (Yabancılardan gelenler hariç)
Kısa vadeli çözüm ve yaklaşımları tercih ediyor, bu uygulama ile uzun vadeli daha büyük sorunlar yaratıyoruz.
» Kendimizi küçümser, başkalarını büyütürüz.
» Teorik düşünmeyi sevmiyor, teoriden yola çıkmayan pratik yaklaşımlarla işin kolayına kaçıyoruz.
» Esnemekte her zaman zorlanıyoruz; Esneklikle, ilkesizliği birbirine karıştırıyoruz
Uzmanlıktan çok, çevredekilere göre karar alıyoruz.
» Hazır reçetlere önem veriyoruz.
» Merkeziyetçi ve mevzuatçıyız.
» “Dediğimi yap, yaptığımı yapma” temel ilkemiz.
» Çekingeniz.
» Kendi isteklerimizin yapılmasında ısrarcıyız.
» İletişimden anladığımız sadece konuşmak, dinlemeyi bilmiyoruz.
» “Benim düşüncem her zaman doğrudur”cuyuz.
» Anlaşılamayanın, yanlış anlaşılanın hep biz olduğumuzu ve karşımızdakilerin bizi anlamadıklarını düşünüyoruz.
» Özde değil, sözde doğruları söyleriz; Tutarlı değiliz.
» Kolay vazgeçiyoruz.
» İyileştirme yerine, kökten değişimi savunuyoruz.
» Çekişmeyi, itişip kakışmayı seviyoruz.
» Rekabetin bizim için anlamı, biz kazanalım onlar kaybetsin.
» Sorgulayıcı değil, pasifist davranıyoruz.
» Zor yolu değil, kolay ve önceden kullanılmış eski yolları seçiyoruz.
» Kurallara göre oynamak yerine, kuralları kendimize uydurmaya çalışıyoruz.
» İyiyi hedefliyor, fakat sonunda vasatla yetiniyoruz.
» İlke ve değerlere önem vermeden tutarsızlığı benimsiyoruz.
» Önce yapıyor, sonra düşünüyoruz
» İşbirliğine çok açık değiliz.
» Sürece ve sisteme değil, sonuçlara bakıyoruz.
» Birbirimizi, başkalarının başarısını çekemiyoruz.
» Herşeyi acil kategorisine sokana kadar ilgisiz davranıyoruz.
» Söylemiyor, söyleniyoruz; dedikodu yapmayı seviyoruz.
» Süreksizlik ve kararsızlık bir parçamız olmuş
» Araçlarla, amaçlarımızı birbirine karıştırıyoruz.
» Amaç ve hedeflerimiz çok açık değil.
» Duygusal bir toplumuz, fakat duygularımızı yönetemiyoruz.
» İleri dönük değil, geriye dönük düşünme eğilimi içindeyiz.
» “Biz” yerine, “Ben”leri daha öne çıkarıyoruz.
» Moda trendlere aşırı ilgi gösteriyor, herşeyin enflasyonunu oluşturuyoruz.
» “Nasıl olur?” sorusu yerine, “Neden olmaz?” sorusuna cevaplar arıyoruz.
» Sistemsizliğin sistem haline geldiği yapılar oluşturuyoruz.
» Bilgiyi saklıyor, paylaşmıyoruz.
» Her zaman bizim dışımızda bir kurtarıcı bekliyor, başkalarının yönlendirmesine ihtiyaç duyuyor ve bekliyoruz.
» Unvanımıza, makamımız güç katmak yerine onun gücünün arkasına saklanıyoruz.
» İnisiyatif kullan(a)mıyor, otorite arıyoruz.
Unvana, pozisyona, rütbeye, diplomaya çok önem veriyoruz.
» Yüzeyseliz; buzdağının altını görmeye çalışmıyoruz.
» Hatalara karşı savunmacı bir yaklaşım içinde direnç gösteriyoruz.
» Tepkiseliz.
» Öğrenmeyi okulla sınırlı görüyoruz.
» Bırakın lider yetiştirmeyi, çevremizde düşünen insan istemiyoruz.
» Zamanımızı organize edemiyor, organize olamıyoruz.
» Yetkilerimizi devretmeyi sevmiyoruz.
» Takip ve taklit etmeyi, çoğunlukla edilmeye tercih ediyoruz.
» Küçük düşünüyor ve az olanla yetinmeye çalışıyoruz.
» Kişiliklerle işi birbirinden ayrılmaz bir parça olarak görüyoruz.
» Kaderci ve kederciyiz.
» Öz güven eksikliğimiz var.
» Başarıya odaklanma ve rotada kalma zayıflığımız var.
» Hatalarda sorumlu arıyor, mutlaka birini buluyor ve kelleleri uçuruyoruz.
» Risk almaktan korkuyoruz.
» Yaratıcı düşünceyi yeterince desteklemiyor, olanak yaratmıyoruz.
» Farklılık ve çeşitliliğe sıcak bakmıyoruz.
» Olumludan çok, olumsuzluklara odaklanıyoruz.
» Her zaman baş olmayı istiyoruz; “Benim olsun varsın küçük olsun” temel düsturumuz.
» Katılımcılık ve paylaşımcılık yönümüz gelişmemiş.
» Yaşadıklarımızdan ders almayı bilmiyoruz.
» Gruplaşma ve hizipleşme yaygın.
» Planlı ve sistemli çalışmaya alışık değiliz, yönteme inanmıyoruz.
» “Takım Çalışması” yerine “Birtakım Çalışmalar” ve “Takım Çatışması” yapıyoruz.
» Mazeret ve bahane üretmede üstümüze yok.

Bir lider nasıl olmalıdır?

Kot pantolonlu yöneticilerin cevaplamaları gereken en önemli soru, “İnsanların düşlerini, yaratıcılıklarını, coşku ve heyecanlarını, bilgi ve becerilerini beklenenin ötesinde kullanmaları için ne yapabilirim?” sorusudur. Burada kot pantolonlu yöneticiler kolaylaştırıcı rol oynamalıdır. Siz ancak model yaratabilir ve model olabilirsiniz. Sizin yapmanız gereken mikro yönetim değil, makro yönetimdir. İnsanlara liderlik etmeyi, onları yönetmeye tercih etmelisiniz. Sadece insanların beyin ve ruhlarının organizasyon ve bireysel hedefler doğrultusunda sinerji ve uyum içinde serbestçe üretebileceği ortamlar yaratın. Bırakın onlar da kot pantolonlarını giyerek kendilerini, yürek ve beyinlerini özgür kılsınlar. Kot pantolon giymek geleceğin organizasyonları için zorunlu bir kıyafet olmalı. Kot pantolonlu yönetim insanlarla birlikte harekete geçer. Kot pantolonlu yönetim bir süreç, yaşayan bir varlık, bir olgunlaşma sürecidir. Duyguları olan yaşayan bir ruhtur. Ruhunuzu geliştirebilir ve iş süreçlerinize katabilirseniz, bir kez çevrenize ışık saçan bir lider olmayı başarabilirseniz, kot pantolonunuzu da giymiş olursunuz. İşte o zaman liderlik yolculuğunuz sürekli ve kalıcı olacaktır. Tekniklerden, araçlardan, teorilerden yola çıkarak yönetici aklınızı geliştirebilirsiniz. Lider olarak da ruhlara ve yüreklere hitap etmeyi öğrenmelisiniz. Liderlikte güven önemlidir, kullandığınız dil ve kelimeler önemlidir. İnsanların beyinlerinin ara sokaklarına yönetici aklınızla, kalplerinin boşluklarına da ruhunuzla ulaşmalısınız. Kısaca, kot pantolonlu yöneticiler birer beyin ve yürek avcısı olmalıdır. Yüreklere seslenmeyi becerebilen liderlerin takipçileri, sadece beyinlere seslenen liderlerden daha fazla olacaktır. Eğer insanlara liderlik edecek ve onlarla birlikte yöneteceksek, beyinlerle beraber yüreklerine de seslenmeliyiz

Humanist Kot Pantolonlu Yöneticiler:

» Düşlere inanırlar ve düşlere sahiptirler
» Sinerji yaratarak bireysel enerjilerin katlanmasını sağlarlar
» Saygılı, adil ve dürüsttürler
» İnsanları severler, sizden biridirler
» Sezgilere inanırlar
» Güvenirler
» Daima yüz yüze iletişim kurarlar
» Sümüklü böcekler gibi arkalarında iz bırakırlar
» İnsanlara karşı sorumlu ve sadıktırlar
» Tutarlıdırlar
» Kendilerini bilirler ve kendileri ile barışıktırlar
» Etik ve erdeme önem verirler
» Sosyal sorumluluk sahibidirler.

 

Buna da herhalde en iyi örneklerden biri Apple’ın efsanesi Steve Jobs.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s