Deli Kardeşler..

Jakob Ludwig Grimm ve Wilhelm Karl Grimm 4 Ocak 1785, 24 Şubat 1786’da doğdular.

Frankfurt’taki Hessen yakınlarında, Hanau’da dünyaya geldiler.

9 çocuklu bir ailenin üyeleri olan Grimm kardeşler küçük yaşta babalarını kaybetmiş ve anneleri ile yokluk yıllarına ilk adımlarını atmışlardır. Öykülerinin bir kısmında bu sefalet yıllarının işaretleri bariz bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar öyküler kendilerine ait olmasalar da onları yorumlarken ve kâğıda dökerlerken kendilerinden çok şey kattıkları da bir gerçektir.

Birçok öykü taraflarından kaleme alınırken halk arasında anlatılan hallerinin sansürlendiği de rivayet edilir. Zira halk içinde ahlaksızlığı sebebiyle evden kovulduğu söylenen Pamuk Prenses masalda “cadı” üvey annesinin kıskançlığı sebebiyle kaçmak zorunda kaldığı şeklinde değiştirilmiştir.

Doğu kültüründe Dede Korkut ne ise batıda Grimm kardeşler ve Andersen odur. Oturup kendi masallarını kendi yazan Andersen’in aksine Grimm Kardeşler başkalarından dinledikleri masalları derleyerek insanların düş gücüne sunmuştur.

Üslup açısından aslında oldukça grotesktirler bu yüzden masalsı anlayışa zıt bir etki taşırlar… “külkedisi”nde, kız kardeşlerin kristal ayakkabıyı giyebilmek için kendi ayak parmaklarını kestikleri bölüm bunun bir örneğidir. Masallar sadece çocuklar için yazılmamış, zaman zaman psikopatlıklarıyla büyükleri de düş güçlerini kullandırmaya yönlendirmiştir.

En son 2005 yılında, Terry Gilliam Tarafından hayatları kısmen de olsa beyaz perdeye aktarılmıştır. Film her ne kadar bu öykü toplayıcıları biraz da yönetmenin hayal gücü çerçevesinden yansıtsa da, gerçekten pek de uzak sayılmaz. Sihirli fasulye masalına gönderme yapılan sahnede, hastalıktan ölmek üzere olan kız kardeşleri için doktor çağırmak yerine ona sihirli olduğu söylenilen fasulyeye son parasını veren küçük Grimm, hayalperestliği ile ailesinin zor zamanlarında olmadık işlere yol açan Wilhelm’den başkası değildir.

Filmden biraz bahsetmek gerekirse, Napolyon döneminde, Fransa işgali altındaki Almanya’da, taşrada dolaşarak para karşılığında canavarları ve şeytanları yok eden efsanevi masal derleyicileri Will ve Jake Grimm’in maceralarını konu alıyor. Fransız yetkililerin dönen dolapların farkına varmasıyla, Grimm Kardeşler, genç kızların kaybolduğu büyülü bir ormanda gerçek bir lânetin ardındaki esrar perdesini aralamak zorunda kalıyor.

Filmin etkileyiciliğini arttıran unsurlardan biri de, çekim açıları. Filmin başında kırmızı başlıklı bir kız görüyorsunuz, bu tanıdığınız, tüm çocukluğunuzda dinlediğiniz o kız. Ama bir farkla; kameranın arkasından aslında olayı uzaktan izleyen masum çocuk değil, kızı takip eden kurt olduğunuzu fark ediyorsunuz. Bir adet büyü, bir adet orman ve cesarete olan ihtiyaç. Üçünü karıştırın: İşte size Bremen mızıkacılarının horozundan ya da kırmızı başlıklı kızın kurdundan korkan çocuk aklının Grimm Kardeşlerden intikamı!

Grimm kardeşler 1812’de 86 Alman masalından oluşan Kinder- und Hausmärchen  (çocuk-ev masalları)’nı yayımladı.1816 ve 1818 arasında yayımlanan İki ciltlik bir çalışmaları da “Deutsche Sagen” (Alman söylentileri?) 585 Alman efsanesini barındırmaktaydı. İçlerinde cüceler, devler, periler gibi varlıkların bulunduğu bu eser, masallar kadar tutmamıştır.

Kinder- und Hausmärchen’ın ikinci bir basımı 1819–22 yılları arasında yapılmış ve 170 masala kadar çıkarılmıştır.
Grimm kardeşler ayrıca Almanya’nın en büyük sözlüğünü de çıkarmaya çalışmışlardır. 33 ciltlik ve “f” harfine kadar gelebilmiş olan bu sözlük, kendileri tarafından bitirilememiş olsa da 1960’ta bazı Almanlarca tamamlanmıştır;
http://germazope.uni-trier.de/…/wbgui?lemid=ga00001.

Şu an bile çoğumuzun hafızasına kazınmış birkaç eserini örnek vermek gerekirse;
* Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler
* Ormandaki Ev
* Su Perileri
* Rapunzel
* Altın Saçlı Şeytan
* Hansel’le Gratel
* Bremen Mızıkacıları
* Parmak Çocuk
* Uyuyan Güzel
* Fareli Köyün Kavalcısı
* Kurbağa Prens
* Kurt ve 7 Küçük Oğlak

İlginçtir ki; dedelerimiz, ninelerimiz hep büyüklerinin anlattığı, çeşit çeşit devler, ecinniler, ejderhalarla dolu efsaneler, masallarla büyümüş fakat ne yazık ki bunları bizlere aktaramamıştır. Savaşlar, kıtlıklar, modernleşen(!) toplumun koparıp küçülttüğü aileler sebebiyle bu masallar yok olmaya yüz tutmuştur. Belki bizim de bir çift Grimm kardeşimiz olsa ve Anadolu’da yüzyıllarca anlatılan bu öyküleri toplama aşkıyla köy köy gezebilselerdi şu an masal babında daha zengin bir edebiyata sahip olabilirdik.

Tabi burada önemli bir konu daha var ki; masalların nedense sadece çocuk kitaplıklarına mahsus olduğu anlayışının yaygınlaşması… Bugün fantastik edebiyatın ülkemizde hak ettiği değeri bulamayışının altında yatan en önemli sebeplerden biri budur bence.
Toplumsal zorlukların insanlığı gerçeklikten en ufak bir uzaklaşmaya dahi tahammül edemez hale getirişi de bu etkenler arasında yer alabilir.

Velhasıl-ı kelam; kendilerini bir misyona adayarak bugün dünya edebiyatının önemli mil taşları haline gelen bu iki kafadardan alınması gereken ders çoktur. Her ne kadar eserleri tamamen kendi ürünleri olmasalar da, kendilerine ait olanları toplayıp derlemeleri, düzenleyip yeniden toplumlarına kazandırmaları bizim için bir örnek teşkil etmelidir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s